ALDATICI BİR DIŞ GÖRÜNÜŞ

Sağlam bir öze ve temiz bir ruha sahip olmadıklarından, işleri güçleri kuru bir kabuktan ibaret olan
dışlarını süslemek, böylece de başkalarına karşı zahiri bir ahlaka ve aldatıcı bir heybete kavuşmaktır.
Kendilerine öyle bir eda ve süs verirler ki herkes onları büyük adam, ideal insan zanneder.
Kelli fellidirler. Hele konuşmağa başladıkları zaman kendilerine hayran olmamak, sözlerinin büyüsüne
kapılmamak elde değildir. O çalımlı jest ve mimikler birden bire ciddileşmeler… o sahte vecdler.
Hatta göyaşı. Dökmeler. Çünkü sahtekarlığıntalimini yapmışlardır. Çünkü gözlerine hakim dirler,
istedikleri zaman ağlıyabilirler. Keskin lisana sahiptirler, inanmadıkları mevzularda hayatını canlandıran
aktör gibidirler, olanca maharetlerini ortaya döküp insanları bu kof ve sahte görünüşün tuzağına
düşürürler. Onların bu komik ve ve iğreti azametleri Kur’an-ı Kerimde şöyle ifade ediliyor:

Sen, o münafıkları gördüğün zaman gövdeleri (kalıpları, kıyafetleri) hoşuna gider.
Konuştuklarında, sözlerine kulak verirsin. Halbuki onlar duvara yaslanmış keresteler gibidir.
Her gürültüyü kendi aleyhlerine,sanırlar.

Bu emsalsiz tesbit onların bu kof mahiyetini bütün çıplaklığı ile ortaya koymaktadır.
Onlar, hiç bir yükün hiç bir nes’uliyetin altına girmeksizin sadece boşlukta yer işgal eden keresteler
misali, muattaldırlar. Nitekin, nüfesirlerin beyanına göre, münafıkların reisi Übeyv İbn-i Selül; iri yarı,
yakışıklı ve fasih bir adamdı. Arkadaşlarından Cedd b. Kays, Muğis b. Kays da öyle idiler.
Bunlar Allah Resulünün meclislerine gelirler. duvara yaslanıp otururlar, lügat parçalarlar, tumturaklı
laflar ederlerdi. Onların bu hal ve ve konuşmaları, Peygamberimizin bile dikkatini çekerdi. İçleri
nifak hastalığı ile çürümüş bu kof şahsiyetler; karşıdan bakıldığı zaman sanki derisi yüzülüp içine ot
doldurulmuş arslanlar veya Alusi’nin dediği gibi. Ağaçtan yontulmuş putlardan farksızdırlar.

Şer hususunda diri, hayır hususunda ölüdürler. İnsanlığın faydasına olacak herhangi bir hizmete talip
değildirler. Üstelik mağrurdurlar, kendilerini şerefli müslümanları ise hakir görürler. Allah Resulünün
buyurdukları gibi; Kibirlidirler, ne severler ne de sevilirler.
O, ettikleri fenalıklara sevinen ve yapmadıkları şeyde öğülmeyi seven kimseleri de sakın azaptan
kurtulmuş bir yerde sanma. Fazl b. İlyaz; onalrın vasıflarını belirtirken şunları söylüyor;
Kendilerinde olmayan bir meziyetle öğünmekten hoşlanırlar, hatalarının tenkid edilmesine tahammül
edemezler. Yanlarında başkalarının kusurundan bahsedilince sevinirler.

Hülasa münafıklar; insan ruhuna kök salmış meziyetler yerine, sadece dışa iliştirilmiş bir takım
iğreti ve ölü değerlerin gölgesinde barınan zavalıllardır………. Vesselam……..

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*