HACLILARA DEMOKRASİYİ BİZ GÖTÜRECEĞİZ

Biliyorsunuz.. ABD ve Avrupalı “özgür,” “çağdaş,” “uygar,” “demokratik” devletler, 2001’den itibaren Afganistan’a, 2003’ten beri de Irak’a “özgürlük” ve “demokrasi” getirdiler. Sırada diğer İslam ülkeleri vardı. Ama “hayırsever” Batı, onlara da demokrasi ulaştırmak için “fırsat” bulamadı.

Ama en azından Afgan halkı ve Iraklılar, kendileri için bu kadar“fedakarlığı” göze almış olan lütufkar Batı’ya karşı, kendilerini çok borçlu hissediyor. O nedenle Batı’ya olan “borçlarını ödemek” istiyorlar.

Neden mi? Sebebi çok açık.. Batılılar o kadar fedakar toplumlar ki, bu güzellikleri Müslümanlara ulaştırma konusunda yarışırlarken kendilerini unutmuşlar..

Bakınız, çağdaş Avrupa, hala monarşik sistemlerle krallar, kraliçeler, dükler tarafından yönetiliyor. Avrupa’da kral ve kraliçeler hala süper yetkilerle varlıklarını sürdürüyor. Üstelik doğal olarak kral ve kraliçelerin hiçbiri halk tarafından seçilmiyor.

Erdoğan “TEK ADAM” veya “DİKTATÖR olmak istiyor” diye feryat eden “çağdaş” “uygar” “demokratik” Avrupa ülkeleri tam anlamıyla “MONARŞİLERLE” yönetiliyorlar. Avrupa monarşileri bugüne kadar bizlere hep “sembolik” diye anlatıldı. Üstelik bize “laik” devletler diye anlatılan ve timsal olarak sunulan Batı masallarının bir balon olduğunu, Avrupa ülkelerinin aslında Haçlı ruhu taşıyan, birer“din devleti” olduklarını göreceksiniz. Peki krallar, kraliçeler ve düklerin yetkileri sembolik mi; tek tek bakalım.

Hollanda krallığı:

Hollanda’yı 2013’ten beri 1967 doğumlu Protestan Kral Willem Alexander yönetiyor. Kral, seçimler sonrası herhangi bir milletvekilini Başbakan olarak atama yetkisine sahip. Yani Başbakanı sadece Kral belirliyor.. Parlamento’nun çıkardığı kanunlar ancak kralın onayından sonra yürürlüğe giriyor. Hollanda Kralı parlamentoyu feshetme yetkisine de sahip. Hollanda vatandaşları, kazançlarının %10’unu krala vermek zorundalar. Üstelik tüm bu yetki ve hakların sahibi kral, sözde “Demokratik Hollanda”da elbette “seçim yapılmadan” hanedan yoluyla tahta çıkıyor.

Hollanda Kralı Wiliam’ın ardından tahta çıkması beklenen prenses Amalia, şu an 14 yaşında ve 18 yaşına bastığı günden itibaren Hollandalılar, kendilerinin seçmediği bu çocuğa yıllık 1.5 milyon Euro ödemek zorundalar.

Büyük Britanya Krallığı:

Demokrasinin beşiği denen İngiltere’de de aynı durum söz konusu. 6 Şubat 1952’den beri yani 65 seneden beri Büyük Britanya’yı Anglikan Kilisesi’ne mensup Kraliçe II. Elizabeth yönetiyor. Bu süre zarfında 14 Başbakan eskitti. İngiltere Kraliçesi II. Elizabeth’in Meclis’i feshetme yetkisi var. Kraliçe, üst düzey kamu yöneticilerini bizzat belirliyor. Meşhur İngiliz gizli servisi MI6 doğrudan Kraliçe’ye bağlı.

Belçika Krallığı:

Belçika’yı 2013 ortalarından bu yana Katolik Kral Phlippe yönetiyor. Belçika’da yasalar Kral onaylarsa yürürlüğe giriyor. Belçika Kralı Philippe  ülkedeki tüm yargıçları atama yetkisine sahip..

Norveç Krallığı:

Norveç’i 17 Ocak 1991’den bu yana Hristiyan Evangelik Lutheryen Kral V. Herald yönetiyor. Kral, aynı zamanda ülkenin başkomutanı. Genelkurmay başkanını doğrudan Kral belirliyor.

İspanya Krallığı:

İspanya’yı 19 Haziran 2014’ten bu yana 1968 doğumlu Katolik Kral VI. Felipe yönetiyor. O da diğer Avrupalı monarşiler gibi yetkilere sahip.

Danimarka Krallığı:

Danimarka Krallığı’nı 14 Ocak 1972’den beri Protestan Kraliçe II. Margrethe yönetiyor. Danimarkalılar, halen, kralın veya kraliçenin tanrı tarafından görevlendirildiğini kabul ediyor.

Lüksemburg Dükalığı:

Avrupa’nın 500 bin nüfuslu nokta kadar ülkesi Lüksemburg da dükalıkla yönetiliyor. Yanlış duymadınız. Tarih dersinde değiliz. Şu anda Lüksemburg’u Henri Albert Gabriel, yani Dük Henri yönetiyor. Dük Henri aynı zamanda eski Belçika Kralı II. Albert’in yeğenidir. Yani aynı hanedan, hem Belçika’yı hem de Lüksemburg’u yönetiyor.

Siz, Müslümanları sürekli olarak aşağılayan, demokrasiden anlamamakla itham eden Avrupalılar tarafından, Avrupa monarşilerinin ciddi biçimde sorgulandığı tartışmalara şahit oldunuz mu hiç? İngiliz Başbakan David Cameron istemediği halde, Kraliçe Elizabeth, istediği için İngiltere AB’den ayrılma kararı verdi.

Avrupa, 16 Nisan’da halkoyuna sunacağımız, Türkiye’deki yönetim sistemi konusunda kendisini taraf kabul etti ve bizim içişlerimize karışma salahiyetini gösterdi. Bizim için hangi yönetim biçiminin uygun olduğuna“demokratik(!)” olarak Avrupa karar vermek istiyor.

Tabi bu dostluk(!) tek taraflı olamaz.. Bizim de onlara “uygun” olanı götürme hakkımız var artık.

Yani şimdi Batılı dostlarımız, Afganistan ve Irak’a getirme lütfunda bulundukları “demokrasi” ve“özgürlükten” mahrum mu kalsınlar. Böyle bir mahrumiyet Batılı kriterlere, Batı’nın medeniyet değerlerine uyar mı hiç..

Afganistan ve Irak, “özgürlük” ve “demokrasinin” tadını çıkarırlarken bu “HAYIR”sever Batılı dostlarımızı krallar, kraliçeler ve dükler ezsin mi?

Buna gönlümüz asla elvermez, asla..

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*