İnsanları Hor görmenin Tehlikeleri

Müslümanlarda Hor Görme Küçüklüğü Başladı,Aynı imânı paylaşanlar arasında tabiî olarak varlığına ihtiyaç du­yulan insanî ilişkilerin başlangıç noktası, hiç şüphesiz, kişinin kendisini diğer insanlardan farklı ve üstün, onları da kendisinden aşağı ve önemsiz görmemesidir. Beşerî ilişkileri iman ile aynîleştiren, aynı imanı taşıyanları eşit haklara sahip kılan ve “mü’minler kardeştir” (el-Hucurât Sûresi, 10) temel ilke­sini ilân eden İslâm, bu tespit ve ilânı ile inananları arasında tam bir ahlaki ve hukukî yaklaşım ve denklik sağlamıştır.

Konu aldığımız hadis, -Müslim’deki rivayetinde açıkça görüleceği gibi,- aynı imanı paylaşan insanlar arasındaki önemli ve sıcak ilişkileri tek tek sayan bir hadisin son kısmıdır. Daha doğrusu, orada sayılan kar­deşçe ilişkileri Müslümana çok görecek, onu imanından dolayı küçümse­yecek olan asıl küçükleri uyaran kısmıdır.

Aslında, hamuru topraktan yoğrulmuş insanoğlunun, kendisiyle aynı durumdaki bir başka insanı hor ve hakir görmesi, küçümsemesi, kendi küçüklüğü ve yanılgısıdır. Ne var ki bu beşerî zaaf ve yanılgı ma­alesef hemen her devir ve toplumda çeşitli gerekçelere dayalı olarak ama mutlaka var olagelmiştir. Bu ahlaki bir zaaf olduğu kadar, güçlü sosyal yapıların kurulmasına mani olan sosyal bir çözülüştür de.

Biz konunun bu noktadan tahlilini uzmanlarına bırakarak onu iki yönden ele alacağız:

1. Müslüman olmayanların Müslümanı hor görmesi,

2. Müslümanın Müslümanı hor görmesi.

Küfrün imana, kâfirin Müslümana hoş bakmayacağı, onu elinden geldiğince horlayacağı açıktır. Tarih buna şahittir. Yüce kitabımız Kur’ân-ı Kerîm ibret alınması ve inananları teselli için bu gerçeğin mi­sallerini vermektedir.

Hemen bütün peygamberlere ilk inananlar, toplumların üst düzey yöneticilerince horlanmışlar, hatta bu zümre tarafından inançsızlıklarına sebep olarak gösterilmişlerdir. Müşterek vasıfları azgınlık ve sapıklık olan ve Kur’âni ifadesiyle kendilerine mele’ adı verilen bu yöneticiler, küçük gördükleri inananlarla aynı imanı paylaşamayacaklarını, onların kovul­ması halinde belki inanabileceklerini söylemişlerdir. İlk örnek Hz. Nuh ve kavmidir. Nuh aleyhisselam milletini Allah’a inanmaya ve kulluğa ça­ğırdığı zaman, kavminin ileri gelenleri, “Bizim ayak takımının sana uyduk­larını görüyoruz. Sizin bize üstün bir tarafınız da yok…” diyerek inananları açıkça küçümsemişlerdi. Hz. Nuh, bu seviyesiz horlamaları, bütün za­manlara örnek olacak tarzda şöyle cevapladı:

“Hor gördüğünüz mü’minlere Allah hayr/iyilik vermeyecektir diyemem. Kalplerindekini Allah bilir. Böyle bir şey söyleyecek olursam, o zaman zalimler­den olurum.” (Hûd Sûresi, 31)

“İman edenleri (çevremden) kovamam… Ben onları kovacak olursam, Allah’ın intikamına karşı bana kim yardım edebilir?” (Hûd Sûresi, 30)

Müslümanı imanından dolayı küçük görecek, horlayacak olanlara ne güzel cevaptı Hz. Nuh’un sözü:

“Hor gördüklerinize Allah hayır/iyilik vermeyecektir diyemem!”

Hemen her peygambere ilk anda inanan orta tabakadan insanlar, hep küçümsenmiş, horlanmışlar ve hatta peygamberlere, kendilerine bu tür insanların inanmış olması büyük bir ayıpmış gibi gösterilme yoluna bile gidilmiştir. Ama daima sonuçta, en büyük utanç ve azab, kendilerini, mevki ve makamlarını bir şey sanan imansızların nasibi olmuştur. Çünkü inananları hor görmek, neticede onların inandıkları İlahî gerçek­leri küçük görmeye, önemsememeye götürmüş ve neticede şeytanî bir yanılgıya düşmelerine vesile olmuştur. Böylece onlar azaba bizzat dave­tiye çıkarmışlardır. Başkalarını hor ve hakir görmek, kendilerinde bir varlık vehmedip kibirlenmekten kaynaklanır. Ebedî mel’un şeytanın ha­tası da Allah’ın emri karşısında “Ben ondan daha üstünüm, beni ateşten onu topraktan yarattın” (Âraf Sûresi, 12) diye kibirlenmek olmamış mıydı?

cats-crop hor görme şekilleri Kur’ân-ı Kerîm’de bütün teferruatıyla gözler önüne serilmiş bulunmaktadır. Alay, istihza, dalga geçme, jest ve mimiklerle tahkir etme, sözlü sataşmalarda bu­lunma, ahmak ve aptallıkla, anlayışsızlıkla, katılıkla, yobazlıkla, çağdışılıkla (yanlış okumadınız,) evet, namuslulukla, kötü lakaplarla, bozgunculukla, atalarının yolunu terk etmekle, görünmeyene inanmakla, hayaller peşinde koşmakla ve daha neler nelerle suçlamış, kötülemişler­dir. Bütün bu ve benzeri uygulamalar içinde değişmeyen temel tavır, Merhum Mehmed Akif’in isabetle belirttiği gibi daima aynı kalmıştır: “Nazarlardan taşan mana, ibadullahı istihkâr!” Dünün ilkel inançsızlarıyla günün çağdaşlık yobazları arasında Allah kullarını hor görme (ibadullahı istihkâr) konusunda tam bir benzerlik bulunduğu da bir başka değişme­yen gerçektir. İnananları, kendilerine göre en çirkin şekilde karikatürize etmekten şeytanî bir zevk alanlar, kendi iç dünyalarını, kafa ve gönül çöplüklerini resmettiklerini bir anlayabilseler… Tabiî bu da bir idrak se­viyesi ister…
…………….

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*